22 Mayıs 2016 Pazar

Çocukken beni ezmeyen çalışan piç ve günümüzdeki arkadaşlarım

Köyden kente göç etmişiz. Yaşım 6. Henüz okula gitmiyorum ama aradan 1 sene geçmeden 1.sınıfa başladım. Kendi köyümüzde bile çocuklar okulun ilk günü dayanamaz ağlarken ben şehrin bilmediğim bi mahallesinde bilmediğim bi okulda başladım eğitim hayatıma. İlk defa etrafımda bu kadar yaşıtım var. Değişik geldi bu durum ve zor adapte olabildim. Sınıfta bi çocuk vardı. Sarı saçlı, yüzünde meymenet olmayan o zaman bana göre ürkütücü bi hali de vardı. Bu çocuk beni korkuttu ve bu korkumu kullanarak bana her şeyi yaptırmaya başladı. Aşağı diyo aşağı gidiyorum yukarı diyo yukarı gidiyorum. Bi gün bahçeye çıkarttı. Toprak yağmur sonrası cıvıktı. Yerden eline çamur aldı ve bana uzatarak

- Ye bunu! dedi.




Ben korkak bi sesle bunu yaptırmaması için adeta yalvardım. Sonunda vazgeçti. Biraz zorlasaydı yutardım.

Bu piç kurusunun ailesi ona nasıl bi terbiye vermişse bana olur olmadık şeyler yaptırmaya kalkıyordu. İnsandaki iktidar hırsını o gün anlamıştım. Ailesi bunu çok dövmüş, itip kakmış da olabilir tam bilmiyorum ancak ailesi tarafından bi nedenden dolayı bu halde olduğuna eminim. Yoksa 7 yaşındaki bi çocuğun bu tip şeyleri yapması beklenemez. Ben de dediğim gibi köyden göçmüşüm. Köyde bi arkadaşımla kavga ettiğimizde bu küslük 1 gün sürmez ertesi gün maça çağırırdık. Burda birbirimize girsek az ötede sarılırdık. Şimdi hiç tanımadığım biri beni ezmeye çalışıyor. Bunun gibi bi çocuğu daha doğrusu piçi ilk defa görmüşüm haliyle tedirginim. Aileme de konuyla ilgili hiç bi şey söylemedim. Zaten başımızda bi ton sorun var bir de bunu ekliyip annemin beni merak etmesini istemedim.

Yine bi gün sıramda oturmuşum tenefüsteyiz. Birazdan bu piçin geleceğini biliyorum, kafamı ellerimin arasına sıkıştırmış düşünüyorum. "Artık iyice canıma tak etti, bu çocuk fazla oldu, ona karşı bu kadar korkak olmamalıyım, onu dövmeliyim, bana bunları yapamaz" diye kendimi kuruyorum. Nihayet geldi yanıma dikildi. Her zamanki donuk yüz ifadesi vardı suratında.

- Ayağa kalk dışarı çıkıcaz! dedi.

Yine bi bokluk yaptıracaktı. Ama sabrım artık tükenmişti.

Oturduğum yerden bi hışımla kalkıp çocuğun boğazından tuttum ve hemen arkadaki sıraya yatırdım. Elim hala boğazında, diğer elim yumruk olmuş suratına inmeyi bekliyordu.

- Yeter lan! Bundan sonra sakın benim yanıma bi daha gelme. Seni döverim. Yetti artık.

Aynen bu tip birkaç cümle söyledim. Yumruk atmadım ve üstünden çekildim. Çocuk hiç bi şey demeden gitti. Bir daha bırak bana sataşmayı, göz teması dahi kurmadı.

İşte ben o gün insanın içinde aslında kötülük barındırmış olduğunu ve bu kötülüğü diğer insanlara karşı ezici güç olarak kullanmaya çalıştıklarını anladım. Ondan sonra kimseye boyun eymedim. Ezici güçlere karşı isyanım o zamandan başladı. Yaşım 20, ve hala etrafımda o çocuk gibi arkadaşlarım var. Hepsi içten pazarlıklı. Ayağım kaysa direk üstüme çullanıcaklar, hatta ayağımı kaydırmak, beni itibarsızlaştırmak için uğraşıyorlar. Bunları üstü kapalı yapıyorlar ama ben farkındayım her şeyin. Egolarının kokusu buram buram geliyo burnuma. Kendini üstün zannetmeleri de cabası.

Anlıcanız etrafımızda böyle insanlar hep vardır. Ben onların aslen ne yapmaya çalıştıklarını biliyorum ve oynadıkları tiyatroyu büyük bi keyifle izliyorum. Zira ben 7 yaşımda geçmişim bu işleri. Köyde gerçek dostlukları tanımışım.

Sizin olsun şehriniz, sizin olsun ortamlardaki şekilleriniz. Sizin olsun tüm kızlar, sizin olsun tüm eğlenceler. Ama beni rahat bırakın. Başkalarıyla oynamayın. Delikanlı olsun, vesselam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder