22 Mayıs 2016 Pazar

Çocukken beni ezmeyen çalışan piç ve günümüzdeki arkadaşlarım

Köyden kente göç etmişiz. Yaşım 6. Henüz okula gitmiyorum ama aradan 1 sene geçmeden 1.sınıfa başladım. Kendi köyümüzde bile çocuklar okulun ilk günü dayanamaz ağlarken ben şehrin bilmediğim bi mahallesinde bilmediğim bi okulda başladım eğitim hayatıma. İlk defa etrafımda bu kadar yaşıtım var. Değişik geldi bu durum ve zor adapte olabildim. Sınıfta bi çocuk vardı. Sarı saçlı, yüzünde meymenet olmayan o zaman bana göre ürkütücü bi hali de vardı. Bu çocuk beni korkuttu ve bu korkumu kullanarak bana her şeyi yaptırmaya başladı. Aşağı diyo aşağı gidiyorum yukarı diyo yukarı gidiyorum. Bi gün bahçeye çıkarttı. Toprak yağmur sonrası cıvıktı. Yerden eline çamur aldı ve bana uzatarak

- Ye bunu! dedi.

19 Ocak 2016 Salı

Bu aşk dedikleri ne ola?

Aşk'a inanmayan birinin bu soruyu sorması ve kafasında makul cevaplar bulmaya çalışmadı çok enteresan hatta bi tezat sayılır. Ama insan yine de sormadan edemiyor. Bi gün karşına öyle biri çıkıyor ki sana bu soruyu sorduruyor. Benim karşıma çıktı bu kişi. Hem de fena çıktı. Gidişi de bi o kadar fenaydı. En son yüzünü gördüğümde aramız limoniydi ve hiç iyi ayrılmadık. Ama o gün yüzünden veda hutbesi okunuyordu sanki. Ayrılmadan önce adamakıllı yüzünü göreydim iyiydi. Neyse bu konuya daha sonra değinicem. Şimdi aklımda olan bikaç şeyi yazmak istiyorum.

13 Ocak 2016 Çarşamba

Ertelemek ve Harddisk

Ertelemek ile ilgili bir yazı yazıcaktım ama tezata bak ki onu da erteledim. Ama bu yazıcaklarım o konuyla alakalı olduğu için değinmeden edemicem.

Ananem (evet doğrusu "anneanne" ama ben anane dicem") banyoda düşüp kalça kemiğini kırdı. Hastaneye yatırdılar. Yatırdıkları hastane evimize yakındı ve daha önce orada çalışmıştım. Tabi hemen gittim. Yatırma işlemleri bitti biraz daha oyalandıktan sonra elini öpüp çıktım. Ameliyat olacaktı ama hafta sonu olduğu için hafta içini bekliyorlardı. Ertesi akşam (pazar akşamı) birkaç akrabamız bizdeydi ve ananemin yanına gidecekleri sırada bana geliyor musun diye sordular. Bende "siz gidin ben yarın çıkınca giderim" dedim. Ertesi gün çarşıdayım, telefonum çaldı arayan babamdı. "Oğlum ananen ameliyattan çıkamamış" dedi.

9 Kasım 2015 Pazartesi

Beyinleri Yönetmek. Birleşmiş Milletler'in Irakta öldürdüğü çocuklar!

1999 yılında Irak Büyükelçiliği'ne bir yazı yazdım. Birleşmiş Milletler'in Irak'a uyguladığı ilaç ambargosunun sonuçlarını öğrenmek istedim; çünkü hiç bir basın organında bu konuda bir haber çıkmıyordu. Birkaç gün sonra haber geldi.

İlaç ambargosu öncesi Irak'ta ölen bebek sayısı ayda 171 iken, ambargo sonrası ölen bebek sayısı 1.817! Her ay fazladan 1.646 bebek öldü Irak'ta. Ambargo 14 yıl sürdü, 276.528 bebek ilaç ambargosu yüzünden öldü. Hiçbirimizin gözünde Clinton ve Buch bebek katili değil. Saddam hepimizin gözünde katildi oysa.

1991'deki savaş öncesinde ve sırasında müthiş bir propaganda makinesi çalıştı.

Bize neyi gösterirlerse ona inanırız.

Hepimizin bir zayıf noktası var.

Propaganda uzmanlarının işi o zayıf noktayı tespit etmek ve kullanmaktır. 2000'de Uludağ Üniversitesi'nde bir konferansımın sonunda salondaki 400'ü aşkın öğrenciye bir soru sordum.

23 Ekim 2015 Cuma

Telkin nedir? Hayatımızı gerçekten biz mi yönetiyoruz?

Her şeyden önce belirmek isterim ki bu anlatacaklarım bir komplo teorisi değil gerçeğin ta kendisidir. Ancak bunu bilimsel olarak ispatlama gibi bir durumum yok, en azından şimdilik. Yine de belli başlı çıkarımlarla durumu ispatlamaya çalışacağım. Sonuçta bir şeyin doğru ya da geçerli olması için illa da laboratuvarda deneylenmesi gerekmez. İspat sadece kabul görmeyle alakalıdır, ispat yoksa doğru değildir gibi bir çıkarım olamaz zira her şeyin ispatlanması mümkün değildir. Materyalist bir görüşünüz yoksa -ki bu anlatacaklarım iyi bir çalışmayla kanıtlanabilir- bunun ne demek olduğunu gayet iyi anladığınızı umuyorum.

Telkin kelimesini bir çoğunuz duymuşsunuzdur. Ancak çok azınız üzerinde düşünmüştür. Belki de düşünmemeniz için yönlendirilmişsinizdir, kim bilir.

19 Haziran 2015 Cuma

Nedir bu sıkıntı?

Sıkıntı dediysem öyle yapacak bir şey bulamayan işsiz insanlar gibi "off sıkıldım yaa" durumu değil. Yapacak bir şey her zaman vardır, o tip insanların samimiyetine inanmıyorum. Yalandan yere kendinizi engellemeyin, vesselam.

İçimde bir daralma, hacmim kadar bir kutuya kapatılmışlık hissi var üstümde de. Bunun nedeni nedir tam olarak bilmiyorum. Ancak içinden çıktığım uzun bir ilişkinin baş etken olduğuna emimin. Bu ilişkiyi anlatmıcam burada zaten anlatmaya ne zamanım ne de takatim yeter. Sadece sonuna deyinicem ki içimdekileri döküp rahatlayayım birileri beni duysun ve bu yük hafiflesin. Gerçi hafiflemez ama yine de birilerinin bilecek olması insanı rahatlık veriyor.

18 Haziran 2015 Perşembe

Başlangıç

Şimdi ben blog açtım, niye açtım? Nasıl açtım?

Çok kolay, tıkladım açtım.

İşin dalgası bir yana, ben aylar belki de yıllardır bir şeyler yazıp bunları insanların okumasını istiyordum. Bir ara deneme yazmayı düşündüm ama sonra fark ettim ki kitap çıkartmak büyük bir iş ve benim henüz buna bilgim yeterli değildi. Onu sonraki aşamalara ittim. Arada bir şeyler karalayıp etrafımda çok nadir kişilere okutuyordum ama o da yetersiz kaldı. Sonra inci sözlük'de yazılar yazdım. Her ne kadar beni anlayan ve onay veren insanlar çıksa da ortam çok cıvık ve ergendi. Ancak yazdığım yazının yüzlerce kişi tarafından okunma imkanı beni bunu devam ettirmeye cezbetti.