Aşk'a inanmayan birinin bu soruyu sorması ve kafasında makul cevaplar bulmaya çalışmadı çok enteresan hatta bi tezat sayılır. Ama insan yine de sormadan edemiyor. Bi gün karşına öyle biri çıkıyor ki sana bu soruyu sorduruyor. Benim karşıma çıktı bu kişi. Hem de fena çıktı. Gidişi de bi o kadar fenaydı. En son yüzünü gördüğümde aramız limoniydi ve hiç iyi ayrılmadık. Ama o gün yüzünden veda hutbesi okunuyordu sanki. Ayrılmadan önce adamakıllı yüzünü göreydim iyiydi. Neyse bu konuya daha sonra değinicem. Şimdi aklımda olan bikaç şeyi yazmak istiyorum.
Onu öyle bi seviyosun ki aynaya her baktığında yüzünü görüyosun. İkinizi ayrı düşünemiyosun. Aranızdaki sevgi o kadar sıcak ve samimi geliyor ki sanki gördüğün o diğer ilişkiler hep sahte, o sevgiler hep yalan geliyor insana. Bi tek sen gerçek seviyormuşsun da başkaları hep yalandan seviyormuş gibi geliyor. Diğerleri samimi gelmiyor. Aşk dedikleri sanki ikiniz için söylenmiş gibi geliyor. "Ulan bir tek ben yaşıyorum bu aşkı, onların ki aşk mı be" dedirtiyor o kadın sana. Ve bunu inanarak düşünüyorsun ha öyle yalandan değil. Galiba herkes böyle düşünüyor. Herkesin aşkı kendine gerçek öbürlerine yalan. Nolursa olsun fark etmez. Ben bu duyguyu çok derin yaşadım.
Peki sonrası? Sonra gidiyor o kadın.
Sen kalıyorsun bi başına. Ama bu duygu gitmiyor. Ben onu hala seviyorum, hala yaşıyorum bu duyguyu. Gördüğüm o ilişkiler o çiftler şimdi daha bi yalan geliyor bana. Başka kimseyi sevmek istemiyorum. Belki gerçekten sevememicek olmamdan belki de böyle olmasını istediğimden bilemiyorum. Ama bildiğim bi şey varsa o da, ben 30 yaşıma geldiğimde de, 40 yaşıma geldiğimde de, 50 yaşıma geldiğimde de o kadını sevmek istiyorum. Benim olmasa da onu sevmek, onun sevgisiyle yaşamak istiyorum.
Kim bilir, belki o da böyle düşünüyodur. Ama ikimiz de böyle düşünürken ayrı olmamız işte o çok ilginç.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder