23 Ekim 2015 Cuma

Telkin nedir? Hayatımızı gerçekten biz mi yönetiyoruz?

Her şeyden önce belirmek isterim ki bu anlatacaklarım bir komplo teorisi değil gerçeğin ta kendisidir. Ancak bunu bilimsel olarak ispatlama gibi bir durumum yok, en azından şimdilik. Yine de belli başlı çıkarımlarla durumu ispatlamaya çalışacağım. Sonuçta bir şeyin doğru ya da geçerli olması için illa da laboratuvarda deneylenmesi gerekmez. İspat sadece kabul görmeyle alakalıdır, ispat yoksa doğru değildir gibi bir çıkarım olamaz zira her şeyin ispatlanması mümkün değildir. Materyalist bir görüşünüz yoksa -ki bu anlatacaklarım iyi bir çalışmayla kanıtlanabilir- bunun ne demek olduğunu gayet iyi anladığınızı umuyorum.

Telkin kelimesini bir çoğunuz duymuşsunuzdur. Ancak çok azınız üzerinde düşünmüştür. Belki de düşünmemeniz için yönlendirilmişsinizdir, kim bilir.


Telkin kelime anlamı ile şu manaya gelir:
isim Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama
ruh bilimi Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi *

Yani, bizim farkımızda olmadan kafamıza yerleşen her şey bir telkindir. Bunu uygulama yöntemi ise, aşılanmak istenen düşünce ya da duyguyu sürekli olarak bize farkında olarak ya da olmayarak göstermektir. Yani bir süreklilik söz konusu. Ortada bir düşünce kontrolü söz konusu. Karar alma mekanizmamızın etkilenmesi söz konusu. Atalarımız bunu yüzyıllar öncesinden "bir şeyi 40 defa söylersen olurmuş" olarak özetlediler. Gerçekten de öyle, bugün telkin dediğimiz olgunun temeli de aynen budur.

Terimlerin içinde boğulmadan hemen bir örneğe geçiyorum;

Bugün hanginiz bir şarkının sözlerini internetten arayıp baştan aşağı ezberleyene kadar okuyor? Yani Demet Akalın'ın Gölge isimli şarkısını sözlerini okuyarak ezberleyen kaç kişi var? Üç haneli sayıyı geçmez. Ancak şarkının sözlerini bilen milyonlarca insan var. "Işığından ne hayır gördük ki etmesin üstüme gölge" sözünü ezbere bilen hatta şarkının tamamını ezbere bilen hatta ve hatta onlarca belki de yüzlerce şarkıyı hiç sözlerini açıp okumadan ezbere bilen milyonlarca insandan bahsediyoruz. Üstelik bunun bir yaş sınırı da yok, 7 yaşındaki bir çocuk bile bir sürü şarkıyı ezbere biliyor. Yanılıyor muyum? Bunu hepimiz en başta kendimizde olmak üzere çevremizde görüyor muyuz? Tabi ki de görüyoruz, bu su götürmez bir gerçek.

Peki tüm bunlar nasıl oluyor?

Tahmin etmesi zor değil, tamamen telkin dediğimiz yol ile. Alışveriş yaptığımız mağazada, oturduğumuz kafede, bindiğimiz otobüs/minibüste, yürüdüğümüz caddede, yanımızdan geçen arabada, izlediğimiz televizyonda, çevremizdekilerin ağzında, çalan telefonlarda bu şarkılara defalarca maruz kalıyoruz. Bunun üstüne kendimiz internetten dinleyip telefonumuza da indirdiğimiz zaman olay tamam oluyor. Onlarca şarkıyı gün içinde defalarca duyunca onları ezberlemek işten bile değil. Bunları ezberlemek için ekstra bir çaba harcamamıza da gerek yok -ki zaten harcamıyoruz-, her şey kendiliğinden oluyor farkına bile varmıyoruz. Üstelik her sene yeni şarkılar geliyor ve onları da ezberleyip bir önceki senelerdeki şarkıları da aklımızda tutabiliyoruz. İşte telkin bu kadar etkili ve hayatımızın içinde bir şey.


Bugün bu sistemi kullanan sektörler bile var. Mesela, "telkin yöntemi ile İngilizce öğren" gibi paketler var piyasada. Ne kadar doğru bilemem. Ama bu yöntem ile çeşitli psikolojik sorunların çözülebilmesi de bir gerçektir ve bu da sektöre dahildir.


Her şey bununla sınırlı değil, ekranda sevdiğiniz bir oyuncunun sürekli olarak sigara içmesi de bir telkindir. Ve bir süre sonra siz de sigaraya başlarsınız. Rakamlar bunu doğruluyor zira Türkiye'de sigaraya başlama yaşı 10'a kadar inmiştir. Televizyona olan sevgimiz de bu doğrultuda anlam kazanıyor.

Etrafınızdaki insanlara bir bakın. Giyinişleri, konuşmaları, gülmeleri, yürüyüşleri hep televizyondaki karakterlere benzer. Kurtlar Vadisi gibi bir dizi çıkar karşınıza ve siz de artık bir Polat Alemdar olursunuz.

Ya da bir arkadaşınız hakkında size bir sürü kötü şey söyleyip sizi ona karşı kışkırtabilirler.

Ya da birine 40 kere deli derseniz o kişi deli olur. (Buradaki kırktan kasıt telkindir tabi ki.)

Örnekler saymakla bitmez, sonuca gelecek olursak:

Telkin ile bize neler yaptırabilirler?

- Bizi sigaraya, alkole, uyuşturucuya ve sekse bağımlı hale getirebilirler. Sonra istedikleri fiyattan bize satabilirler.
- Bizi cahil olduğumuza inandırıp kendilerini dinlememiz gerektiğini söyleyebilirler.
- Kafamızı yanlış bilgilerle doldurup bok yolunda gitmemize neden olabilirler. (bkz: IŞİD)
- İnsanları yozlaştırıp kültürümüzü yok edebilirler.
- Kardeşi kardeşe kırdırıp vatanı sattırabilirler.
- Her türlü psikolojik rahatsızlığa sokup sonra da ilaç satabilirler.
- Karıncayı dahi incitmiyor olsanız kolayca bir insanı öldürtebilirler.
- Asosyalleştirebilirler.
- Gözümüzün önündeki gerçekleri görmemize engel olabilirler.
- Sorgulamadan, kuru ezber ve basma kalıp düşünceler ile ot gibi yaşamamıza sebep olabilirler.
- Sıfır üretim, sonsuz tüketim sağlayabilirler.
- Kafamızı gereksiz bilgilerle doldurabilirler.
- Bizi yürüyen ceset haline sokup (tıpkı the walking dead'deki zombiler gibi) kana susatabilirler.

Kısacası istediklerini yaptırıp, istemediklerini yaptırmazlar. Onlar bir el olur biz ise bir kukla.

Bu tehlikelere karşı kendimizi savunmazsak, gözümüzü açmazsak mankurt olmaya devam edeceğiz ve yaşadığımız hayat hep başkalarının istediği gibi olacak. Ne isterlerse onu düşünüp ne isterlerse onu söyleyeceğiz. En sonunda kendimiz olamadan göçüp gideceğiz.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder