9 Kasım 2015 Pazartesi

Beyinleri Yönetmek. Birleşmiş Milletler'in Irakta öldürdüğü çocuklar!

1999 yılında Irak Büyükelçiliği'ne bir yazı yazdım. Birleşmiş Milletler'in Irak'a uyguladığı ilaç ambargosunun sonuçlarını öğrenmek istedim; çünkü hiç bir basın organında bu konuda bir haber çıkmıyordu. Birkaç gün sonra haber geldi.

İlaç ambargosu öncesi Irak'ta ölen bebek sayısı ayda 171 iken, ambargo sonrası ölen bebek sayısı 1.817! Her ay fazladan 1.646 bebek öldü Irak'ta. Ambargo 14 yıl sürdü, 276.528 bebek ilaç ambargosu yüzünden öldü. Hiçbirimizin gözünde Clinton ve Buch bebek katili değil. Saddam hepimizin gözünde katildi oysa.

1991'deki savaş öncesinde ve sırasında müthiş bir propaganda makinesi çalıştı.

Bize neyi gösterirlerse ona inanırız.

Hepimizin bir zayıf noktası var.

Propaganda uzmanlarının işi o zayıf noktayı tespit etmek ve kullanmaktır. 2000'de Uludağ Üniversitesi'nde bir konferansımın sonunda salondaki 400'ü aşkın öğrenciye bir soru sordum.



"Akşam haberleri genellikle izleyenler?"

Salonun %70-80'i el kaldırdı. Bu yaklaşık 300 öğrenci demek.

"Dört ay önce tüm TV kanalları Irak'ta ilaç ambargosu yüzünden bir günde aynı şehirde ölen 65 bebeğin cenaze törenini gösterdi. Hatırlayanlar el kaldırabilir mi?"

400 kişilik salonda, 15 el kalktı. "Peki 1991'de Körfez Krizi sırasında petrole bulanmış bir karabatak görüntüsü vardı, hatırlayanlar el kaldırabilir mi?"

Salonda uğultular arasında 400'e yakın el kalktı.

Hatırlamayan en fazla 20 öğrenci vardı!

Tüm salon hayretle birbirine baktı.

Bu öğrenciler 1991 yılında 10-11 yaşlarında çocuklardı.

Dokuz yıl önceki görüntüyü hepsi hatırlıyorlardı.

Dört ay önceki seyrettikleri görüntüyü ise hiçbiri hatırlamıyordu.

Irak'taki çocuk ölümleriyle ilgili sayıları herhangi bir gazetede okuyanınız var mı?

Ben hiç rastlamadım.

Rastlayamadığım için Irak Büyükelçiliği'ne bir yazı yazdım ve öğrendim.

Siz hiç bu rakamları duydunuz mu?

Duymadınız.

Hep başka haberler seyrettiniz.

Gördüklerinizi de unuttunuz.

Belki hatırınızda kalacak görüntüleri de belirleyenler vardır.

Irak'a ambargo konsun. Hatta ilaç ambargosu da devam etsin, Iraklı gençler ve yaşlılar ölsün, sadece çocuk ölümlerini engelleyecek ilaçların ambargosu kaldırılabilirdi. Size bir garanti vereyim. Zamanında Clinton'ın, daha sonra da Bush'un bir telefonuyla, BM ambargosu, olmadı ilaç ambargosu, o da olmadı çocuk ilaçlarının ambargosu kalkardı.

Açmadı o telefonu Clinton. Oluşturdukları "Bilgi Otoyolu Projesi" sayesinde (Al Gore başıdaydı), sizin Demirci'deki eczanede yaptığınız kredi kartı ödemesinden kişisel bilgilerinizi tespit eden NSA (National Security Agency) vasıtasıyla herhangi bir cep telefonundan (o an konuşuyor olmanıza gerek yok) evinizdeki konuşmaları dinleyen Amerika'nın, boşu boşuna ve pisi pisine ölen 200.000'den fazla bebekten haberdar olmamasına imkan yok.

Bırakın Iraklı yüz binlerce bebeği. Bir tek bebeğin, kendi, yavrunuzun bir ilaç eksikliği yüzünden öldüğünü, sadece üç saniye hayal edin. Sonra o acıyı binlerce gün ve uykusuz geceyle ve yüz binlerce çaresiz anne ve babayla çarpın.

Açmadı o telefonu oval ofisinden Clinton.

Bush da açmadı o telefonu oval ofisinden.

Hiçbirimiz için Clinton bebek katili değil.

Alırsınız Clinton'u, götürürsünüz Çadırkent'e, verirsiniz eline dünya tatlısı bir bebek.

Bütün dünya televizyonları, gazeteler defalarca o görüntüleri yayınlar.















Gazeteler manşet atar, "We Love Clintion!" heyecanlarından Clinton'ın ismini yanlış yazarlar.

Hiçbiriniz Irak'ta ilaç ambargosundan ölen bebekleri duymadınız.

Türk Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün "Amerika'nın her ülkede maaş ödediği gazeteciler vardır, bunlar ABD'nin çıkarlarına göre haber yaparlar" beyanatınız da okumadınız.

Manşet olacak bu beyanat, iç sayfalarda eridi gitti.

Neleri hatırlayacağınıza, kimleri sevip kimlerden nefret edeceğinize karar verenler vardır.

"Spin Doctor" diye bir şey duydunuz mu? Duymadınız değil mi?

O karabatağın 1980'li yıllarda İskoçya açıklarında batan bir Fransız tankerinden yayılan petrole bulanmış bir karabatak olduğunu hiç kimse söylemedi size. Tekrar tekrar gördüğün o görüntüler, yanan petrol kuyuları, yaralı askerler, çaresiz çırpınan karabataklar ve ağlayan çocuk görüntüleri.

Bu kareleri beynimize yerleştirdiler.

Hepimiz inandık.

Bugün dünyada ülkesini Saddam tarzı yöneten en az 50 "tek adam" var.

Ruanda'da iki-üç yıl önce iktidar için 1,5 milyon sivil öldü.

Hiç haberiniz oldu mu?

Irak operasyonunun iki nedeni vardır:

1) Irak'ın petrole sahip olması, 2) Büyük İsrail Projesi'ne potansiyel tehdit oluşturması.

2004'teki Irak işgalinde ölen sivil sayısı çeşitli tarafsız kaynaklara göre 500.000 civarında.

Ölen ABD'li asker sayısı 143. Harekat sonrası direnişte 1.900'e çıktı. 1.900 Amerikan askeri (ölenlerin %95'i zenci), 500.000 Iraklı sivil. Karşılığında güç, petrol, iktidar.

Iraktaki okuryazarlık oranı %99.

Erişkinlerin yarısından fazlası üniversite mezunu.

Hiç size anlatılan Irak gibi değil, değil mi?

Bu fotoğraftaki bebek, 1991'de kullanılan illegal bombalardan yayılan radyasyondan dolayı elsiz, kolsuz doğan on binlerce bebekten sadece birisi. Basında göremezsiniz diye koydum bu fotoğrafı.


















Aslında eminim bu çocuk da "Loves Clintion"; ama kucağına verseniz burnunu elleyemez, çünkü eli yok ve beyni organlarını kontrol edemiyor.

Bilinç değerlendirir, algılar, eler.

Bilinçaltının böyle bir şansı yoktur.

Beyin gün içinde 2.000'e yakın girdiyle karşı karşıyadır.

Algı dışarıdan gelen uyarıların kabulüdür. Genel ve anlıktır. Bu uyarıların sadece çok az bir bölümü beyin tarafından bilinçli olarak tanımlanır ve süreçten geçer. Gerisi bilinçaltı bellekle ilgilidir.

Gereksiz bilgiler kaybolur gider, diğerleri bilinçaltına yerleşir. Bilinçaltına yerleşenleri değiştiremezsiniz.

Bilinçaltınızdakileri yargılayamazsınız ve kolay kolay unutamazsınız.

Bilinçaltı bellek, davranışlarınızı ve kararlarınızı etkiler.

Büyük bir yalan.

İnsanın kendisine bırakılamayacak kadar büyülü bir alan...

_____________________________________________________________________

Ahmet Şerif İzgören - Eşikaltı Büyücüleri / Dehşet, ölüm ve seks üçgeninde reklam ve propaganda.
Beyinleri Yönetmek. Sayfa 17-18-19 Elma Yayınevi

Not: Bu yazı Ahmet Şerif İzgören ve Elma Yayınevinin izni ile ilk defa www.katarsisyolu.blogspot.com'da yayınlanmıştır. Yayınlamadan önce aynı hassasiyeti göstermenizi rica ederim.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder